Özel eğitim uygulama okullarında veliler için kurs desteği

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yaklaşık 30 bin engelli öğrencinin eğitim aldığı özel eğitim uygulama okullarında, çocuklarını ders bitim saatine kadar bekleyen veliler için halk eğitim merkezleri aracılığıyla kurslar düzenleneceğini bildirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliği bulunan çocuklar ile otizm spektrum bozukluğu olan bireylere hizmet veren, toplam 29 bin 878 öğrencinin eğitim aldığı özel eğitim uygulama okullarında veliler için yeni bir uygulamayı hayata geçirecek.

Bakan Selçuk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özel eğitim uygulama okullarının kalitesini yükseltmek için yoğun bir şekilde çalıştıklarını vurguladı.

Bir taraftan okulların altyapısını güçlendirdiklerini, diğer taraftan da bu okulları yaygınlaştırarak erişimi artırdıklarını aktaran Selçuk, “Özel eğitim uygulama okullarında eğitim gören öğrencilerimizin velileri, genellikle okullarımızda bekliyorlar. Velilerimize destek olmak için bu okullarımızın tamamında halk eğitim merkezlerimiz tarafından kurslar açacağız.” diye konuştu.

Ziya Selçuk, bu amaçla Türkiye genelinde sayıları 923’e ulaşan özel eğitim uygulama okulu müdürlerinin velilerden kurs taleplerini toplayacağını bildirdi.

Talepler doğrultusunda okullarda velilere yönelik kurslar düzenleyerek eğitim vereceklerini anlatan Selçuk, “Böylece velilerimizin bu okullarda bekleme sürelerini hem daha nitelikli hale getirmek hem de hayat boyu öğrenme kapsamında becerilerini artırmak için destek sağlamış olacağız.” ifadesini kullandı.

Engelli çocuklarını özel eğitim uygulama okullarına getiren ve ders bitiş saatine kadar okulda bekleyen veliler, halk eğitim merkezlerince okullarda açılacak kurslar sayesinde ilgi duydukları alanda kendilerini geliştirme imkanını yakalayacak.

Öğretmen İstedi Sınıf İşaret Dili Öğrenmeye Başladı

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü öğrencileri ve öğretim elemanları, işitme ve konuşma engelli olması nedeniyle kimseyle iletişim kuramamanın üzüntüsünü yaşayan Muhammet Açıkgöz‘ün mutluluğu için işaret dili öğreniyor.

Doğuştan işitme ve konuşma engelli 21 yaşındaki Muhammet Açıkgöz, Yükseköğretim Kurumları Sınavında (YKS) MSKÜ Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim İş Öğretmenliğini kazandı. Açıkgöz, okulun ilk günlerinde 18 kişilik sınıfta arkadaşlarıyla iletişim kuramadığı için kendisini yalnız hissetmeye başladı.

MSKÜ Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Resim İş Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Çetin Çelebi, bunu fark edince öğrencisi için bir şeyler yapmak istedi. İşaret dili öğrenebileceklerini düşünen Çelebi, sınıftaki öğrencilerle fikrini paylaştı.

Farkındalık yaratmak istediler

Öğretim Görevlisi Çetin Çelebi, akademik yaşamında ilk kez işitme ve konuşma engelli bir öğrenciyle ders yapmak zorunda kaldığını söyledi.

İlk önce yazarak anlaşmaya çalıştığı öğrencisini bu durumun mutlu etmediğini anladığını aktaran Çelebi, dersin genel işleyişi açısından da çok verimli olmadığını dile getirdi.

Öğrencisi Muhammet Açıkgöz’ün ruh halini anladıktan sonra onun dünyasını şenlendirmek istediklerini belirten Çelebi, şöyle konuştu:

“Muhammet’in yalnız başına kalmış olduğunu fark ettim. ‘Arkadaşlar, arkadaşımız bize gelemiyorsa biz ona gidelim’ dedim. Herkes bunu büyük bir heyecan ve istekle kabul etti. Daha sonra Halk Eğitimi Merkezinden öğretmen talebinde bulunduk. Üst yönetim de bu konuda hassasiyet gösterdi. İki hafta gibi kısa bir süre sonra derslere başladık. Muhammet ile olan diyaloğumuzun bu anlamda çok daha farklı bir noktaya geldiğine inanıyorum. Amacımız burada her şeyden öte farkındalık yaratmak. Üniversiteye de bunun yayılımını sağlamak istiyorduk. Üniversitemiz de bu anlamda ‘engelsiz üniversite’ olmaya yönelik bir altyapı çalışması söz konusu.”

“Çok mutlu oldum”

İşaret dili tercümanı aracılığıyla duygularını anlatan birinci sınıf öğrencisi Muhammet Açıkgöz de arkadaşlarının işaret dili öğrenmesinin kendisini çok mutlu ettiğini ifade etti.

Daha önce arkadaşlarıyla yazışarak anlaştığına değinen Açıkgöz, “Arkadaşlarımla işaret diliyle anlaşmaya başladığım için kendimi mutlu hissediyorum. Duyarlılıklarından dolayı çok teşekkür ediyorum.” dedi.

Öğrencilerden Alper Ölmez de işaret dili öğrenmeye başladıktan sonra sınıf arkadaşları Muhammet ile diyaloglarının arttığını belirtti.

Daha samimi bir ortam oluştuğunu anlatan Ölmez, kendisini yalnız hissetmeyen Muhammet’in mutluluğunun yüzüne yansıdığını söyledi.

Öğrencilerden İlayda Şatır da kendilerinin de birer engelli adayı olduklarını, o yüzden Muhammet’e yardım etmek istediklerini dile getirdi.

Yüzde 80 Engelli Oğlu Olan İBB Çalışanını İşten Çıkardılar

Eski AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu verdiği sözde durmuyor. Terör örgütlerinin yandaşlarına alan açabilmek, Büyükşehir’i terör örgütlerine işgal ettirebilmek, İstanbul Büyükşehir’i terör örgütlerinin ocağı haline getirebilmek için kardeşlerimizin ekmeklerini gasp ediyor.” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinden İSPARK, İSTAÇ, BELTUR ve İSTGÜVEN şirketlerinden işten çıkarılan yaklaşık 250 işçi İBB önünde eylem yaptı.

“Ben onlara destek olmak için buradayım” diyen Külünk, şunları söyledi:

“Burada haklı bir mücadele başlattılar. Keyfi işten çıkarmalar var. CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu verdiği sözde durmuyor. Burada terör örgütlerinin yandaşlarına alan açabilmek, Büyükşehir’i terör örgütlerine işgal ettirebilmek, İstanbul Büyükşehir’i terör örgütlerinin ocağı haline getirebilmek için İBB’de çalışan emekçi kardeşlerimizin ekmeklerini gasp ediyor. İşçilerin emeklerini gasp etmeye de devam edecekler. Bu rakam 200-300-400 değil, on binleri bulacak. Bu kardeşlerimiz de 10 binlerin önüne geçmek için önemli bir iş yaptılar. Demokratik haklarını kullanıp burada eylem yapıyorlar.”

Özel güvenlik olarak çalışırken çıkarıldığını söyleyen Burhan Güven de “Yanımda yüzde 80 engelli oğlum var. Oğlumun bana söylediği ‘seni işten niye çıkardılar?’ Başkanımız gelsin bunun açıklamasını çocuğuma yapsın. Gelsin mağduriyetimizi gidersin, ayıptır, yazıktır, günahtır. Allah’tan korksun, İstanbul herkese yeter. Çocuğuma bakamazsam bunun hesabını kim verecek?” diye konuştu.

CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu’nun verdiği NAMUS sözünü tutması için İşçilerin İBB önündeki bekleyişi sürüyor.

KDK’den engelli memurun lojman hakkı için tavsiye

Kamu Denetçiliği Kurumundan (KDK) yapılan yazılı açıklamaya göre, Amasya’dan başvuran bir vatandaş Orman İşletme Müdürlüğünde memur olarak çalıştığını, 9 yıl oturduğu lojmandan 2013’te süresinin bitmesiyle çıktığını bildirdi.

Şikayetçi, 2014’te engelli olduğunu belirterek, engelli çalışanlara lojmanda kalma imkanının birden fazla kez sağlanması için KDK’ye başvurdu.

Okumaya devam et “KDK’den engelli memurun lojman hakkı için tavsiye”

Engelli çocuğu olan çalışan anne erken emekli olabilir

Sosyal güvenlik sistemi, engelli çocuğu olan anneye erken emeklilik, çalışanlara sigortalılığın sona ermesinin ardından 100 gün daha sağlık hizmetlerinden faydalanabilme, Türkiye’de tedavi edilemeyen hastalıkların yurt dışındaki tedavi masraflarının karşılanmasının da aralarında olduğu birtakım haklar sunuyor.

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile gerçekleşen sosyal güvenlik reformu, kapsamı ve sunduğu haklarla dünyadaki birçok ülke için örnek oluyor.

Yaklaşık 14 milyon çalışan başta olmak üzere tüm vatandaşları yakından ilgilendiren sosyal güvenlik sisteminde, sigortalıların faydasına birçok püf noktası da bulunuyor.

Toplumun tüm kesimlerine önemli haklar sunan sistem, engelli çocuğu olan annelere erken emeklilik hakkı veriyor. Sürekli bakıma muhtaç derecede ağır engelli çocuk sahibi kadınların prim ödeme gün sayılarına 4’te 1 oranında ilave yapılıyor. Bu da engelli çocuğu bulunan sigortalı annelerin daha erken emekli olmasını sağlıyor.

En fazla üç deneme ile sınırlı olmak üzere tüp bebek tedavisi giderlerini karşılayan sistem aracılığıyla, doğum yapan sigortalılara ya da sigortalı olmayan eşin doğum yapması halinde erkek sigortalıya emzirme ödeneği veriliyor.

Sistemde, yüzde 70 oranının üzerinde engele sahip çocuğu olan sigortalı ebeveynlerden birinin 1 yıl içerisinde 10 güne kadar izin alma hakkı bulunuyor.

Öte yandan, çalışan anneler, 1. çocukta 60 gün, 2. çocukta 120 gün, diğer çocuklarda 180 gün yarı zamanlı çalışıp tam gün ücreti alabiliyor.

Kanser tedavisinde ilave ücret ve fark ödenmiyor

Sistem sayesinde, 1 yılda 90 gün prim ödeyen sigortalı, sigortalılığının sona erdiği tarihten itibaren 100 gün daha sağlık hizmetlerinde faydalanabiliyor.

Hastalanan sigortalıların rapor tarihinin 3. gününden itibaren iş göremezlik ödeneği alabildiği sistemde, yatarak tedavilerde günlük kazancın yarısı, ayakta tedavilerde ise günlük kazancın 3’te 2’si kadar iş göremezlik ödeneği veriliyor.

Sistemde, iş kazası ve meslek hastalığı geçiren sigortalıdan, tedavi sürecinde kullanılacak tıbbi malzeme için katılım payı alınmıyor, kanser tedavisi, cerrahisi ve ilaçlarına ilişkin hiçbir ilave ücret ve fark ödenmiyor, diyaliz tedavilerinde sağlık hizmet sunucularınca herhangi bir ilave ücret alınmıyor.

Türkiye’de tedavi edilemeyen hastalıklar için sağlık kurulu raporu alınması halinde yurt dışındaki tedavi masrafları da genel sağlık sigortası kapsamında yer alıyor.

Kapsayıcılığıyla dikkat çeken sistemde, 65 yaş ve üstünde olup herhangi bir sosyal güvencesi bulunmayan yaşlılar sağlık hizmetlerinden ücretsiz faydalanabiliyor.

Diyarbakır merkezli ‘sahte engelli raporu’ operasyonu: 40 gözaltı

Diyarbakır merkezli 15 ilde düzenlenen operasyonda sahte engelli raporuyla kamu kurum ve kuruluşlarını zarara uğrattıkları iddiasıyla 40 şüpheli gözaltına alındı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliği ekiplerince Diyarbakır merkezli 15 ilde, sahte engelli sağlık kurulu raporlarıyla engelli ve bakıcı maaşı, ÖTV’siz araç alımı, malulen emeklilik ve askerlikten muafiyet gibi haksız menfaat temin eden 81 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Bu kapsamda “kamu kurum ve kuruluşları zararına nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve rüşvet” suçlarını işlemek iddiasıyla aralarında sağlık çalışanları ve öğretmenin de bulunduğu 40 şüpheli gözaltına alındı, 41 şüphelin yakalanmasına yönelik çalışmalar ise devam ediyor.

Gözaltına alınan şüphelilerin kamu kurum ve kuruluşlarını yaklaşık 5 milyon 250 bin lira zarara uğrattıkları tespit edildi.

Görme engelliler ‘sesli düzenek’ ile banknotları ayırt edebilecek

Balıkesir Lisesinde eğitim gören bir grup öğrenci, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfının (TTGV) “Yarınını İnşa Et” dijital dönüşüm eğitim programı kapsamında, görme engellilerin alışveriş yaparken kağıt paraları ayırt edebilmesi için proje geliştirdi.

Okulda 11’inci sınıfı tamamlayan sayısal alan öğrencileri, madeni paraların kabartmalarından dolayı ayırt edilebildiğini ancak banknotların anlaşılamadığını, okuldaki engelli arkadaşlarıyla birlikte tecrübe etti.

Araştırmalarını genişleten öğrenciler, 5, 10, 20, 50, 100 ve 200 liralık banknotların uzunluklarının farklılıklarını algılayan bir “ardunio” düzeneği oluşturdu. Öğrenciler bu düzeneğe, kağıt paraların uzunluklarının ölçülmesini sağlayan sensör ve bluetooth yerleştirdi.

Daha sonra cep telefonu uygulaması oluşturan öğrenciler, bu sistemi okuldaki engelli öğrencilerle denedi. Engelli öğrenciler, düzeneğe yerleştirilen parayı cep telefonlarına gelen sesli uyarıyla ayırt edebildi.

Proje danışmanı ve okulun bilgisayar öğretmeni Hikmet Doğan, AA muhabirine, okuldaki engelli öğrencilerle yaptıkları görüşmelerde, görme engellilerin yaşamlarını kimseye muhtaç olmadan sürdürmek istediklerini söylediğini aktardı.

Bu bireylerin banknotları ayırt edebilmesi için “Kaç Para” isimli akıllı telefon uygulaması geliştirdiklerini belirten Doğan, “Uygulamanın sesli komutlarını da biz yaptık. Paralar hangi aralıktaysa, onu sesli şekilde kişiye aktaran bir çalışma yaptık. Görme engelli bireylerin bu teknolojik aparata sahip olmalarının yanı sıra uygulamayı da telefonlarına indirmeleri gerekiyor.” dedi.

Parayı okuyabilen gözlük de yapmayı hedefliyorlar

Projeyi geliştirmek istediklerini vurgulayan Doğan, şunları kaydetti:

“Bu düzeneğimiz aslında büyük bir parça. Görme engelli vatandaşların yanlarında taşıması biraz zor olduğu için biraz daha küçülterek cep telefonuna monte edilebilen bir şekle dönüştürmek istiyoruz. Daha sonraki aşamada ise gözlüklere uyumlu hale getirerek, görme engelli kişilerin alışveriş yaparken parayı gözlüğe doğru tutmaları, ayırt etmelerini sağlayacak. Bir sonraki aşamadaki hayalimiz, parayı okuyabilen bir gözlüktür.”

Öğrencilerden Aslı Teke de yaptıkları çalışmayı engelli arkadaşlarıyla paylaştıklarında onların da çok mutlu olduğunu dile getirdi.

Teke, engelli arkadaşlarının düzeneği kullanılabilir hale geldiğinde edinmek istediklerini de söyledi.

“Hayatımızı kolaylaştıracak her türlü çalışmayı destekliyorum”

Doğuştan görme engelli 19 yaşındaki Gizem Ergün ise alışveriş yaparken paraları tanıma konusunda zorluk çektiklerini anlattı.

Alışveriş yaparken çevredeki insanlardan yardım almanın pek de mümkün olmadığını dile getiren Ergün, şöyle konuştu:

“Demir paraları kabartmaları olduğu için ayırt etmek daha kolay ama kağıt paralarla ilgili çok zorluk yaşıyoruz. Hem alışveriş yaparken hem de para çekme konusunda çok zorluk çekiyoruz. Arkadaşlarımın çalışmasını destekliyorum. Bizim işimizi kolaylaştırma niteliğinde bir çalışma olmuş, çok beğendim. Böyle projelerin olmasını, çözüm yollarının bulunmasını, üretilmesini bekliyoruz. Hayatımızı kolaylaştıracak her türlü çalışmayı destekliyorum.”